Ana içeriğe atla

Gerçek benlik ve zihin oyunları

Mutluluk ve Sonsuz Huzurun Yolları


Bazı insanlar sorunlardan asla kurtulamaz ve kendilerini sürekli çıkmazda, bitmek bilmeyen bir girdapta hissederler.  Geçmiş tecrübelerle ve algılarımızla oluşturduğumuz zihin ile bilinçaltımızın ya da gerçek benliğimizin mücadelesidir aslında yaşadığımız.  Zihnimiz veya egomuz aslında biz değiliz.

Depresyon, iç çatışmaların, zihniniz sürekli kurgulayıp kısır döngüye soktuğu çıkmazlar gerçek benliğimizin temizliğini ve saflığını anlayamayıp kendi egomuzun oluşturduğumuz dünyada sıkışıp kalmaktan meydana gelir.

Kin, nefret, intikam, kıskançlık gibi duygular egonun beslediği ve büyüttüğü duygulardır. Gerçekte insan ruhu temizdir ve burada tetikleyici kirlenmiş duygular yer almaz.  Panik ataklar, depresyon hep bu iç çatışmaların ürünüdür.

Echart Tolle "Şimdinin Gücü" gücü adlı kitapta yaşadıklarını anlatıyor.

"29 yaşıma kadar sürekli intihar eğilimli depresyon yaşıyordum. Bir korkuyla uyandım. Gördüğüm her şey yabancı ve düşmanca gözükmüştü. Eşyalar, dışardan gelen trenin sesi hiç böylesine yabancı ve ürkütücü değildi. O gece yaşadığım hissettiğim en kötü anlardı. Dünya ve nesneler düşmanca ve tiksindirici bir hal almıştı benim için.

İçimdeki ses sürekli bana "Kendimle daha fazla yaşayamayacağım".   diyordu.  'I  can't live with myself any longer' Suddenly i become aware of what a peculiar thought it was. Am i one or two?"

O halde kaç tane ben vardı?  Bir mi iki mi? Sanırım sadece biri gerçekti.  İçimdeki ses direnme boşuna diyordu. "resist is nothing". Yaşadığım korkunun ardından yakalandığım enerji akımı ile bir boşluğa sürüklenmiştim. Artık hiç korku kalmamıştı. Sabah kalktığımda başka biri olmuştum. Yıllarca huzur içinde parklarda mutlu ve huzurlu bir şekilde oturdum. Bana gelip bunun sırrını isteyenlere "Sen zaten sahipsin. Sadece zihnin fazla ses yapıyor". diye cevap verdim.

'I realized that what  everybody is looking for had already happened to me. I understood that intense pressure of suffering that night must have forced my consciousness  to withdraw from its identification with the unhappy and fearful self

"Anladığım herkese olan şey zaten bana olan şeydi. Yaşadığım yoğun baskılı  acılar bilincimin  korku dolu mutsuz kendi kimliğinden çekilmesiydi ."

Şimdilerde ruh hocalığı yapan yazar "Şimdinin Gücü" kitabını doğuran olayı ve değişimi anlatıyor. Kitap Amerika ve tüm dünyada Bestseller (en çok satan kitap olmuştur).

Kitabı kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum.

Başka bir alınıtı:

"Yol kenarında oturan dilenci yoldan geçen yabancıdan sadaka ister. Yabancı sana verebileceğim bir şey yok der. Sonra dilenciye üzerinde oturduğun nedir diye sorar.

Dilenci: Yıllardır oturduğum bir kutu sadece der.

Yabancı: Hiç içine bakmayı düşündün mü diye sorar.

Dilenci : Hayır sadece bir kutu ne olabilir ki.

Yabancı ısrar eder, dilenci kutuyu açtığında içinde altın dolu olduğunu görür."

Yazar ben size bir şey veremeyen ama içinize bakmanızı söyleyen yabancıyım aslında diyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Toplumun yanlış değer yargıları

İnsanların günlük hayatta sergiledikleri birtakım davranış biçimleri ve modeller vardır. Bazı olaylar karşısında nasıl davranılması gerektiğini belirleyen yerleşmiş ilkelerdir. Tüm bunlar insanlarda, çocukluk devrelerinde, aile ortamında ve yaşadığı çevreden aldıkları izlenimlerle oluşur. Bunlar zamanla aile ortamından, kişilerden ve olaylardan etkilenerek (anne, baba, arkadaş veya bir film kahramanı olabilir) veya empoze edilerek zaman içerisinde oluşur. Kişiler böylelikle kendilerine bir rol-model seçerek kişiliklerini ve genel davranış biçimlerini oluştururlar. Aile içersinde ilişkiler şiddete ve baskıya dayanıyorsa, en güçlü olan en çok otoriteye sahiptir gibi bir izlenim oluşacaktır. Bir başka ortamda,sorunlar ve problemler politik yöntemlerle, hile, şantaj ve saman altında su yürütme gibi yöntemlerle çözülüyorsa bu durumda da kişi kendini ispatlama ve kanıtlama yönteminin sıkça yalan söylemek ,iki yüzlülük ve içten pazarlılıkla olacağına inanacaktır. Birinci örnekten bahsedelim. ...