12 Ekim 2022 Çarşamba

Halk nasılsa yöneticileri de öyle olur

Yöneticiler halkın aynasıdır.



  Halkın ileri gelenlerinin nasıl bu mevkilere geldiklerini merak etmişsinizdir sanırım. Onca yaşanan yolsuzluklara, adaletsizliklere, kul hakkı ihlallerine rağmen neden hep belirli kişiler halkın arasından sivrilip yüksek makamlara geliyor ve el üstünde tutulmaya devam ediliyor. Bu yazımda bunun nedenlerinden bahsetmeye çalışacağım.

Yöneticiler de ülkeye dışardan ithal edilmiyor yine bu milletin içerisinden yükselmeyi başarabilmiş insanlardan seçiliyor. Halk nasılsa yönetici de öyle oluyor. Kısacası yöneticiler halkın aynasıdır onların göstergesidir. Halk iyi ise iyi yönetici gelir veya kötüyse tam tersi olacaktır. Bir toplum neye pirim veriyorsa sistem nasıl işliyorsa yönetici de bu sistemin ürettiği bir sonuç olacaktır.

Eğer bir halk karnım doysun da nasıl doyarsa doysun, yeter ki benim taraftarım kazansın diyor ve kendi çıkarlarını diğer insanların çıkarlarından üstün görüp farklı görüşte olan insanların ezildiği, haksızlığın ve riyakarlığın pirim yaptığı bir sistemi destekliyorsa bu sistemin üretebileceği insan modeli de yine bu toplumun istediği insan modeli olacaktır. Cahillerin çok olduğu bir toplumda baş cahil halkın ileri geleni olur ve cehalet sürdüğü sürece bu asla değişmez. Çünkü bu sistemden beslenen insanlar ekonomik pastadan aldıkları paydan vazgeçmez istemez. Belki de liyakatın terkedilip benzer kişiler tarafından yönetilmenin nedeni de budur. 

Hazırdan kazanmanın pirim yaptığı, inanç gibi değerlerin para ve mevki kazanmanın aracı yapıldığı ortamda kazanılan ve üretilen tek şey riyakarlık olacaktır. Gerçekten inanan ve kuranı anlayan bir toplumda kutsal değerleri zenginleşme aracı yapan riyakar bir insan el üstünde tutulmaz. Özü sözü bir dürüst insanlar dışlanmaz, insanlar düşüncelerinden dolayı hapse atılmaz. Dini kullanan dış bağlantılı bir örgüt devlete bu kadar sızamaz ve hain girişimde bulunamazdı. Bunlar halkın manevi değerlerini sömüren kutsal değerleri yaptıkları yolsuzlukları ve riyakarlıkları örtbas etmek için kullanan kan emicilerdir. Gerçek amaçları ekonomik pastadan daha fazla pay alabilmek ve kendinin ve yandaşların zenginleşmesini sağlamaktır. Bunlardan beslenen ve beslenmeye devam eden halk ise yine aynı kişileri desteklemeye devam edecektir. Gerçekleri bilseler de çıkarları buna engel olmakta buna cehaletleri de eklenince sonuç değişmemektedir. Eğer bir toplum hırsızlığı ve haksızlıkları görüp nasıl olsa hırsızsa benim hırsızım benim de karnım doyuyor diyerek belli kişileri desteklemeye devam ediyorsa artan şey dindarlık değil şekilci bir dincilik olmaktadır. İnsanlara ahirette sorulacak şeyler: Nasıl yaşadın, kazancını nasıl kazandın, haram yedin mi, birilerinin maddi manevi hakkına girdin mi,iyinin mi yanında oldun kötünün mü, bir haksızlığı görüp dilsiz şeytanlık mı yaptın, zalime karşı durdun mu gibi sorular olacaktır. Din sadece sarıktan, cübbeden şeklen ibadetlerden öte güzel ahlak ve takva üzerine kurulmuştur. Takva haram ve şüpheli şeylerden sakınmadır. Bir insan takva ve güzel ahlak sahibi değilse bıraktığı sakal, örtündüğü elbise veya aksesuar onu daha büyük bir dindar yapmaz. İnsanların ilk sorguya çekileceği husus amelidir. Örneğin ikiyüzlü bir insan yalancı bir insandır. Yalancının mümin olamayacağı hadislerde belirtilir. 

Herkesin bir başkasını saf dışı bırakma için yarıştığı, birbirlerini ezerek yüksek makamlara gelindiği bir sistemde asla dürüst bir insan yönetici olamaz ve halkın desteğini alamazdı. Bir ülkeyi kimlerin yönettiğini anlamak için halkın yaşam biçimine bakın. Neye değer veriyor, hangi dizilerden magazinlerden hoşlanıyor. Entrika, hile ayak kaydırma, aldatma dizileri çok mu izleniyor? Hangi diziler ve programlar çok reyting alıyor gibi soruları sormamız lazım. Küçük beyinlere yani medyanın yaptığı bu algılar yaratılmak istenen insan modelinin oluşturulmasını sağlıyor.  Halk neye değer veriyorsa yaratılan insan modeli de hep aynı oluyor. Bu yüzden dürüst, ahlaklı insanlar zor yetişiyor. Sebebi ise toplumda dışlanmaları yükselmelerin önünde engeller olmasıdır. 

11 Ekim 2022 Salı

Burnu sürtülecek olan toplumlar

 Toplumsal çürümenin ayak sesleri



Toplumlar zamanla yozlaşmanın etkisiyle yaşam kalitesini yitirebilir ve huzursuz bir yapıya sahip olabilir.
Her toplumun adalete ve huzura ihtiyacı vardır. Bir toplumdaki insanların eğitim düzeyi, seçimleri ve yaşam biçimleri, kaderlerini ve geleceklerini tayin etmelerini sağlar. Eğitimsiz ve kötü ahlak seviyesine sahip insanların çoğunlukta olduğu bir ülkede adalet ve liyakat zamanla ortadan kalkar. 

Bir ülkeyi insan bedenine benzetirsek o bedeni oluşturan hücreler yani insanlar sağlıksız olursa o hücrelerin oluşturduğu dokular ve organların sağlıklı olması imkansızdır. Kendi çıkarlarını toplumun çıkarlarından üstün gören menfaat odaklı bir insan modelinde liyakat sahibi insanların toplumu yönetmesi ve yönlendirmesi imkansız hale gelir. Zamanla ahlaki değerlerini yitiren böyle bir toplumda çürüme meydana gelir. O toplumda yaşayan insanlar adalete güven duymamaya başlar gitgide yaşam kaliteleri bozulmaya başlar. Her geçen gün ekonomik ve sosyal olarak geriye gitmeye başlarlar. Zamanla mutluluğun yerini huzursuzluk ve kargaşa almaya başlar. Topluma ahlakıyla ve yöneticilik vasfıyla liderlik yapabilecek insanların sayısı azalır. Ülkemizden örnek verirsek Atatürk ilkelerinden uzaklaşmak ve gerici bağnaz kimseleri destekler hale gelmek diyebiliriz

İlahi adalet böyle toplumları savaş, terör, ekonomik sıkıntılar ve geri kalmışlıkla sınamaya başlar. Her ne kadar insanlar bu sıkıntılarından dolayı gerçeği anlamaya başlasalar da artık bozulan hücre yapısında bir insan bedeninin sağlıklı olması imkansızdır. Toplum bozuk olduğu için bozuk yönetici ve adalet sistemini tersine çevirmek zorlaşır. Tahta kurusunun kemirdiği ahşap bir yapı gibi dışardan sağlam gibi gözükse de içerden çürümeye başlamıştır ve kırılgan bir yapı haline gelmiştir. En ufak darbede darmadağın olur.
Son zamanlarda Osmanlı devletinin yıkılmasının sebeplerinden bir tanesi ilim ve bilimde geri kalma, liyakatsiz insanların ülkeyi yönetir hale gelmesidir. Bu sağlıksız yapıyı tersine çevirmek için eğitimli ve ahlaklı bireyler yetiştirilmesi şarttır. Ancak bu yolla bu yozlaşma sona erecektir. Aksi halde toplumun huzuru git gide bozulacak ve burnu sürtülecektir. Ancak dürüst ve ahlaklı kimseler el üstünde tutulmaya başlanırsa bu kısır döngü tersine döner. Bu yüzden bir toplumun seçimi gelecekleri de tayin edecektir.
Güzel ahlaklı ve eğitimli bireyler yetiştirilmediği sürece toplumsal çürüme ve sıkıntılar kaçınılmaz hale gelecektir.



 




Mal, mevki ve para hırsı