Ana içeriğe atla

Burnu sürtülecek olan toplumlar

 Toplumsal çürümenin ayak sesleri



Toplumlar zamanla yozlaşmanın etkisiyle yaşam kalitesini yitirebilir ve huzursuz bir yapıya sahip olabilir.
Her toplumun adalete ve huzura ihtiyacı vardır. Bir toplumdaki insanların eğitim düzeyi, seçimleri ve yaşam biçimleri, kaderlerini ve geleceklerini tayin etmelerini sağlar. Eğitimsiz ve kötü ahlak seviyesine sahip insanların çoğunlukta olduğu bir ülkede adalet ve liyakat zamanla ortadan kalkar. 

Bir ülkeyi insan bedenine benzetirsek o bedeni oluşturan hücreler yani insanlar sağlıksız olursa o hücrelerin oluşturduğu dokular ve organların sağlıklı olması imkansızdır. Kendi çıkarlarını toplumun çıkarlarından üstün gören menfaat odaklı bir insan modelinde liyakat sahibi insanların toplumu yönetmesi ve yönlendirmesi imkansız hale gelir. Zamanla ahlaki değerlerini yitiren böyle bir toplumda çürüme meydana gelir. O toplumda yaşayan insanlar adalete güven duymamaya başlar gitgide yaşam kaliteleri bozulmaya başlar. Her geçen gün ekonomik ve sosyal olarak geriye gitmeye başlarlar. Zamanla mutluluğun yerini huzursuzluk ve kargaşa almaya başlar. Topluma ahlakıyla ve yöneticilik vasfıyla liderlik yapabilecek insanların sayısı azalır. Ülkemizden örnek verirsek Atatürk ilkelerinden uzaklaşmak ve gerici bağnaz kimseleri destekler hale gelmek diyebiliriz

İlahi adalet böyle toplumları savaş, terör, ekonomik sıkıntılar ve geri kalmışlıkla sınamaya başlar. Her ne kadar insanlar bu sıkıntılarından dolayı gerçeği anlamaya başlasalar da artık bozulan hücre yapısında bir insan bedeninin sağlıklı olması imkansızdır. Toplum bozuk olduğu için bozuk yönetici ve adalet sistemini tersine çevirmek zorlaşır. Tahta kurusunun kemirdiği ahşap bir yapı gibi dışardan sağlam gibi gözükse de içerden çürümeye başlamıştır ve kırılgan bir yapı haline gelmiştir. En ufak darbede darmadağın olur.
Son zamanlarda Osmanlı devletinin yıkılmasının sebeplerinden bir tanesi ilim ve bilimde geri kalma, liyakatsiz insanların ülkeyi yönetir hale gelmesidir. Bu sağlıksız yapıyı tersine çevirmek için eğitimli ve ahlaklı bireyler yetiştirilmesi şarttır. Ancak bu yolla bu yozlaşma sona erecektir. Aksi halde toplumun huzuru git gide bozulacak ve burnu sürtülecektir. Ancak dürüst ve ahlaklı kimseler el üstünde tutulmaya başlanırsa bu kısır döngü tersine döner. Bu yüzden bir toplumun seçimi gelecekleri de tayin edecektir.
Güzel ahlaklı ve eğitimli bireyler yetiştirilmediği sürece toplumsal çürüme ve sıkıntılar kaçınılmaz hale gelecektir.



 




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Toplumun yanlış değer yargıları

İnsanların günlük hayatta sergiledikleri birtakım davranış biçimleri ve modeller vardır. Bazı olaylar karşısında nasıl davranılması gerektiğini belirleyen yerleşmiş ilkelerdir. Tüm bunlar insanlarda, çocukluk devrelerinde, aile ortamında ve yaşadığı çevreden aldıkları izlenimlerle oluşur. Bunlar zamanla aile ortamından, kişilerden ve olaylardan etkilenerek (anne, baba, arkadaş veya bir film kahramanı olabilir) veya empoze edilerek zaman içerisinde oluşur. Kişiler böylelikle kendilerine bir rol-model seçerek kişiliklerini ve genel davranış biçimlerini oluştururlar. Aile içersinde ilişkiler şiddete ve baskıya dayanıyorsa, en güçlü olan en çok otoriteye sahiptir gibi bir izlenim oluşacaktır. Bir başka ortamda,sorunlar ve problemler politik yöntemlerle, hile, şantaj ve saman altında su yürütme gibi yöntemlerle çözülüyorsa bu durumda da kişi kendini ispatlama ve kanıtlama yönteminin sıkça yalan söylemek ,iki yüzlülük ve içten pazarlılıkla olacağına inanacaktır. Birinci örnekten bahsedelim. ...

Liyakat olmazsa huzur olmaz

Toplumsal huzurun sağlanmasının olmazsa olmaz kuralı işlerin ehline verilmesi ve adaletin kusursuz işlemesidir. Liyakat kavramı, sahip olunan görev ve sorumluluğu hak edecek yeterlilikte ve nitelikte olmayı ifade etmektedir.   Belirttiğimiz iki kural işlemediğinde huzursuzluk ve çürüme başlar. Önemli görevlere getirilen kimselerin liyakat sahibi olması hayati önem taşır. Ahlak yozlaşması baş gösterdiğinde ve adalet tam işlemediğinde, iltimas(torpilcilik), hazırdan kazanma, başka bir tabirle kıyakcılıkla yandaşçılık başlar. Böyle bir ortamda huzursuzluk, yolsuzluk baş gösterir. Terör olayları artar, ülke ileri değil geriye gitmeye başlar. Kurum ve kuruluşlar işlerini sağlıklı yapamazlar, toplumun adalete ve kurumlara olan güveni azalır. Adaletin ve liyakatın olmadığı bir ortamda hangi sisitemi uygularsanız uygulayın bataklığın üzerine ev yapmış gibi olursunuz. Zamanla rutubetten ve nemden duvarlar çürümeye başlar. Ne yaparsanız yapın temel bozuk olduğundan sistem işlemez hale gelir....

Başkalarının haklarına saygı göstermek

Tüm insanların sahip olduğu bazı ortak haklar vardır. Örnek verecek olursak maddi ve manevi haklar, siyasi, ekonomik veya sosyal haklar şeklinde geniş bir yelpazeyi kapsar. Bilmemiz gereken herkesin bu haklara sahip olduğu ve başkaları tarafından kısıtlanamayacağı gerçeğidir.   İş ve ticaret hayatındaki haklardan bahsedecek olursak. Örneğin bir insan yaptığı çalışma ve buluşu tescil ettirirken bu ismi başkalarının kullanmasını engelleyebilir. Ancak başkalarının da benzer çalışmalar yapmasını (taklit olmadığı sürece) ticaretime zarar gelecek diye, tekel olmak için engelleyemez ve psikolojik yıldırma ve baskı uygulayamaz. Hukuk sisteminde buna hakkın kötüye kullanılması denir. Gerçekten çekememezlik, haset bir hastalıktır. Hani bu konu insanın var olması kadar eskidir. Belki de Allah sınırsız ihtiyaçların yanında sınırlı kaynaklar yaratırken insanları imtihan ederek, bu kalp hastalıklarından korunmamızı istemekte ve takva sahip olup olmadığını test etmektedir. Bakın dünyada ki tüm sa...