Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Cenneti hak eden insanlar kimlerdir?

En son yayınlar

Gerçek benlik ve zihin oyunları

Mutluluk ve Sonsuz Huzurun Yolları Bazı insanlar sorunlardan asla kurtulamaz ve kendilerini sürekli çıkmazda, bitmek bilmeyen bir girdapta hissederler.  Geçmiş tecrübelerle ve algılarımızla oluşturduğumuz zihin ile bilinçaltımızın ya da gerçek benliğimizin mücadelesidir aslında yaşadığımız.  Zihnimiz veya egomuz aslında biz değiliz. Depresyon, iç çatışmaların, zihniniz sürekli kurgulayıp kısır döngüye soktuğu çıkmazlar gerçek benliğimizin temizliğini ve saflığını anlayamayıp kendi egomuzun oluşturduğumuz dünyada sıkışıp kalmaktan meydana gelir. Kin, nefret, intikam, kıskançlık gibi duygular egonun beslediği ve büyüttüğü duygulardır. Gerçekte insan ruhu temizdir ve burada tetikleyici kirlenmiş duygular yer almaz.  Panik ataklar, depresyon hep bu iç çatışmaların ürünüdür. Echart Tolle "Şimdinin Gücü" gücü adlı kitapta yaşadıklarını anlatıyor. "29 yaşıma kadar sürekli intihar eğilimli depresyon yaşıyordum. Bir korkuyla uyandım. Gördüğüm her şey yabancı ve düşmanca gözükmüşt...

Önyargılar ve Geri Kalmışlık

Tanımadığımız bir insan, olay ve durum karşısında, daha fazla bilgi sahibi olmadan, dar bir çerçeve çizmek ve hüküm beyan etmek şeklinde tanımlayabiliriz. Maalesef toplumuzun maruz kaldığı en büyük sorunlardan birisidir. Bakın tarihimize hep kınanan, yerden yere vurulan daha sonra ne kadar haklı olduğu anlaşılan fikir adamları ve çeşitli insanlarla doludur. Aslında tüm dünyada da bunun örneklerini görmek mümkündür. Elektrikle ilgili buluşları olan Thomas Edison akranlardan farklı düşündüğü için ve farklı bir çocuk olduğu için zeka düzeyinin düşük olduğu gerekçesiyle okula alınmamış ve daha sonra ileriki yıllarda okul yönetimi hatasını anlayıp utanmıştır. Hatası her şeyi merak etmek ve öğrenmek arzusudur. Bu onlara göre bir eksiklik olarak yorumlanmıştır.  Ne olursa olsun insanlara birtakım etiketler yapıştırıp kafamızda hemen iyi, kötü vb. ilk izlenimimize dayanarak bir çerçeve çizmek hiç de doğru değildir. Özellikle kişinin toplumdaki haysiyet ve şerefini zedelemek amacıyla, birtakım ...

Kazandığını sandığın anda kaybetmek

Eden bulur derler ya, hiçte haksız sayılmaz eskiler. Başka bir söz ise “insana kazandığından başkası yoktur.” sözüdür.Hayatın koşuşturması,bitmek bilmeyen hırs,ihtiras ve yarış içerisinde insan kendini unutur. Sonunu göremez maddi olan her şeye olan bu aşk artarak manevi olan bir çok şeyide beraberinde götürür. Elindeki imkanlarla yetinmeyi ve kalıcı olan insani değerleri kazanmak ve her şeyin hayırlısını istemek yerine, sadece nefsi için yaşar. Kendini bitmek bilmeyen bir kısır döngünün içerisinde bulur.Kendini sınamak için verilen geçici zevklerin kölesi olur. Tek bir amacı vardır,hayatta kalabilmek ve eklediği servetine daha fazlasını eklemek. Dünyanın saltanıtı da, mülkü de, zevkleri de, eğlenceleri de gelip geçicidir. Kalıcı olan güzel ahlak ve yaptığımız işlerdir. Üç kuruşluk dünyada, üç kuruş daha fazla kazanmak için, 3 kuruşluk insan olmaya değer mi? Kula kulluk etmek insana yakışır mı? Bakıyorsunuz insanlar birbirinin ayağını kaydırmaya çalışıyor. İnsan ilişkileri ekonomikleşi...

Bilgi Kültür ve Eğitim Denklemi

   Türkiye’de eğitilmiş insana ihtiyaç var ve “eğitim şart” gibi artık klişeleşmiş ifadeleri kullanırken kastedilen nedir acaba? Diplomalı,tahsilini tamamlamış, bilgi sahibi insanlar mı, anlatılmak istenen? Mesela ne kadar kültürlü insan tabiri kullanırken ne kadar bilgili insan mı demek isteniyor? O halde söylenenlerden BİLGİ =KÜLTÜR =EĞİTİM denklemi her zaman kurulabiliyor mu? Bunu anlamak için eğitim ile bilgi arasındaki farkı ortaya koymak gerekir. Öğrendiğimiz her türlü veri bilgidir bizim için,okulda öğretilen matematik, sosyal bilimler ve tümü. İnsanlar tüm bunları ezberleyebilirler ve optik okuyucuya işaretleyerek, sınav kağıdına yazarak, para kazanmak için, meslek ve diploma sahibi olabilirler. Öğrendiğimiz her şey, üzerinde düşünüp hayata yansıtılabildiğinde bizi eğitimli ve kültürlü insan yapar yoksa sadece papağanın bilinçli bilinçsiz bazı şeyleri ezberleyip tekrar etmesi gibi kafamıza yazmamız bizi sadece donanımlı kılar. O halde bilgi,eğitim,kültür birbirlerini tamamlasa ...

Kin ve Nefreti Sevgiye Dönüştürün

Kendimizi yıpratmanın en basit yolu içimizde kin ve nefret barındırmaktır. Kini ve nefreti sevgiye dönüştürmeye başlar, insanları affetmenin erdem olduğuna inanırsanız içinizde sonsuz huzurun kendiliğinden oluştuğunu hissedersiniz. Kendinizi yıpratmak ve tüketmek yerine kısacık insan hayatında huzurlu yaşamanın yolunu bulmuş oluruz. İnsanlara hatalarını düzeltmek için ikinci bir şans verin. Affetmeyi öğrenin. Yıkmak kolaydır. Kesip atmak da öyle. Kimi insan size karşı hata bile yapmış olsa belki sizi gerçekten kırma niyetinde olmayabilir. Belki bir anlık öfkesinin, düşünmeden ettiği bir sözün sonucunda sizde böyle bir izlenim bırakmış olabilir. Kırmak, unutmak ve kin beslemek kolaydır. Oysa kin ve nefret insan ruhunu kirleten zarar veren lekelerdir. Ruhsal birçok sorunun altında hased, kıskançlık, anlamsız gurur ve kin yatar. Hayat bir yolculuktur. Zevk almasını bilin yeter. Yolculuğun tadını çıkarın. Nasılsa araç son durağa geldiğinde anlamsız duygulardan eser kalmayacak. Eden ettiğin...

Toplumsal Değer Yargıları

  İnsanların günlük hayatta sergiledikleri birtakım davranış biçimleri ve modeller vardır. Bazı olaylar karşısında nasıl davranılması gerektiğini belirleyen yerleşmiş ilkelerdir. Tüm bunlar insanlarda, çocukluk devrelerinde, aile ortamında ve yaşadığı çevreden aldıkları izlenimlerle oluşur. Bunlar zamanla aile ortamından ,kişilerden ve olaylardan etkilenerek(anne,baba,arkadaş veya bir film kahramanı olabilir.) veya empoze edilerek zaman içerisinde oluşur Kişiler böylelikle kendilerine bir rol- model seçerek kişiliklerini ve genel davranış biçimlerini oluştururlar. Aile içersinde ilişkiler şiddete ve baskıya dayanıyorsa, en güçlü olan en çok otoriteye sahiptir gibi bir izlenim oluşacaktır. Bir başka ortamda,sorunlar ve problemler politik yöntemlerle,hile,şantaj ve saman altında su yürütme gibi vs. çözülüyorsa bu durumda da kişi kendini ispatlama ve kanıtlama yönteminin sıkça yalan söylemek,iki yüzlülük ve içten pazarlılıkla olacağına inanacaktır. Birinci örnekten bahsedelim. Bir bab...