Ana içeriğe atla

Kazandığını sandığın anda kaybetmek

Eden bulur derler ya, hiçte haksız sayılmaz eskiler. Başka bir söz ise “insana kazandığından başkası yoktur.” sözüdür.Hayatın koşuşturması,bitmek bilmeyen hırs,ihtiras ve yarış içerisinde insan kendini unutur. Sonunu göremez maddi olan her şeye olan bu aşk artarak manevi olan bir çok şeyide beraberinde götürür. Elindeki imkanlarla yetinmeyi ve kalıcı olan insani değerleri kazanmak ve her şeyin hayırlısını istemek yerine, sadece nefsi için yaşar. Kendini bitmek bilmeyen bir kısır döngünün içerisinde bulur.Kendini sınamak için verilen geçici zevklerin kölesi olur. Tek bir amacı vardır,hayatta kalabilmek ve eklediği servetine daha fazlasını eklemek. Dünyanın saltanıtı da, mülkü de, zevkleri de, eğlenceleri de gelip geçicidir. Kalıcı olan güzel ahlak ve yaptığımız işlerdir.

Üç kuruşluk dünyada, üç kuruş daha fazla kazanmak için, 3 kuruşluk insan olmaya değer mi?

Kula kulluk etmek insana yakışır mı? Bakıyorsunuz insanlar birbirinin ayağını kaydırmaya çalışıyor. İnsan ilişkileri ekonomikleşiyor. Diğerlerini saf dışı bırakarak kendine çıkar sağlamaya çalışan ve bununla kazandığını zannedenler var. Aslında hayatta yaptığınız her şey bumerang etkisine sahiptir. Yaptıklarınız kısa vadede olmasa da uzun vadede kesinlikle size geri döner. Hak sahibini kesinlikle bulacaktır.

“Bazen kazandığını sandığın anda kaybeder,kaybettiğini sandığın anda kazanırsın.” sözü bana ait olan ve deneyimlerimle gördüğüm ve kabul ettiğim bir kuraldır.

Gerçekten sadece iyi ve güzel şeylere odaklaşın,kalp kırmayın. Elde ettiğinizi her şeyde hayır, huzur ve afiyet olsun istiyorsanız bunu yapın.İnsan ilişkilerini ve davranış bilimlerini öğrenin ve insanı insan yapan değerlerin bunlar olduğunu bilin.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Toplumun yanlış değer yargıları

İnsanların günlük hayatta sergiledikleri birtakım davranış biçimleri ve modeller vardır. Bazı olaylar karşısında nasıl davranılması gerektiğini belirleyen yerleşmiş ilkelerdir. Tüm bunlar insanlarda, çocukluk devrelerinde, aile ortamında ve yaşadığı çevreden aldıkları izlenimlerle oluşur. Bunlar zamanla aile ortamından, kişilerden ve olaylardan etkilenerek (anne, baba, arkadaş veya bir film kahramanı olabilir) veya empoze edilerek zaman içerisinde oluşur. Kişiler böylelikle kendilerine bir rol-model seçerek kişiliklerini ve genel davranış biçimlerini oluştururlar. Aile içersinde ilişkiler şiddete ve baskıya dayanıyorsa, en güçlü olan en çok otoriteye sahiptir gibi bir izlenim oluşacaktır. Bir başka ortamda,sorunlar ve problemler politik yöntemlerle, hile, şantaj ve saman altında su yürütme gibi yöntemlerle çözülüyorsa bu durumda da kişi kendini ispatlama ve kanıtlama yönteminin sıkça yalan söylemek ,iki yüzlülük ve içten pazarlılıkla olacağına inanacaktır. Birinci örnekten bahsedelim. ...