18 Haziran 2015 Perşembe

Allah'ın lanetine uğrayan zalimler

Tarihte helak edilimiş, lanet edilmiş ne kadar topluluk varsa ortak özellikleri zalim olmalarıdır. Ortada üçüncü kişilere ait hak ihlali varsa bizim inancımıza göre affedilemez bir durumdur.

Araf Suresi 44. ayette Allah cehennemdekilerin vasfını anlatıyor. "Zalimler".

"Cennetlikler cehennemliklere: 'Biz Rabbimizin bize vaad ettiğinin gerçek olduğunu gördük siz de Rabbinizin size vaad ettiğinin gerçek olduğunu gördünüz mü?' diye seslenirler. Onlar 'Evet' derler. O sırada bir seslenici 'Allah'ın laneti zalimlerin üzerinedir' diye seslenir." Araf 44

Elinizle, ya da dilinizle kime zulm etmişseniz bunun sorumluluğun büyük olduğunu, mutlaka karşı tarafa bir şekilde ödenmesi gerektiğini, insanı ateşe götüren bir durum olduğunu anlamalıyız.

Fiziksel olarak işkenceden, maddi ve manevi anlamda yapılan eziyetlerin tamamı zulüme girer. Kalabalığına ve kaba kuvvetine güvenip başka insanlara fiziksel olarak saldırmak, öldürmek, insanları dilleriyle itibarsazlıştırmak kısacası diliyle sokmak.

Unutmayın kime olumsuz anlamda hakkınız geçtiyse gerçekten endişelenin. Gerekirse bu hakkı ödeyin ya da hellaleşin. Bu dünyada olmazsa diğer alemde bu hak boynunuza büyük bir kambur olarak kalır.

Zulüme uğradım diye üzülmeyin. Kimden kötülük gördüyseniz bekleyin. İntikam almaya gerek yok. Cezasını siz verirseniz, bundan siz de zarar görürsünüz. Allah verirse ki haklıysanız verir o zman, gerçekten bekleyin, her şeyin bir zamanı vardır. Affetmek içinizden geçiyorsa affedin. Ama bilin ki mazlumun bedduası asla red olunmaz. Hayat kuralıdır. Nasıl öleceğim diye düşünmek bile yeter. Bu kimselerin nasıl yaşadıklarına ve öldüklerine bakın. "Ya bir yığın adam var her şeyi yapıyor, asıyor kesiyor, keyfi yerinde". Niye hep zalim kazanıyor gibi gözüküyor. İyi insanlar, sıkıntı ve belalarla sınanır, olgunlaşması ve farkındalık kazanması sağlanır. Gafletten uyanması içindir belki. Burada hesap görülsün diye diğer alemde yanmasın isteniyor olabilir. Zalimlere gelince, onların mutlu gözükmeleri,  keyfiyetlerini ilan etmeleri Allah'ın umursamazlığından değildir. Vazgeçtiği ve lanet ettiği kimseyi o ana kadar sınavda tutmaktır. Dünya sınavsa herkes rolünü oynayacak. Role müdahele olursa tercihler ortaya çıkmazdı. Bin yıl yaşasalar, bin yıl bir kötülüğü başkalarına yapanlar yine bin yıl daha yaşasalar değişmeyeceklerdi. İşte bu yüzden "halidine fiyha" ebedi kalırlar denilirken insanın değişmediği için cehennem ateşi de değişmeyecektir.

Eşine, iş arkadaşına, komşusuna, akrabasına zulüm eden ne kadar aşağılık insan varsa bunun bedelini ödeyecektir.

Her iyilik aslında kendinizedir, kötülük de kendinizedir. Bir kimseye zulm edip kalbiniz bundan ferahlık duyuyorsa buna ağlamalısınız. O kötülük size bela, musibet olarak dönecektir.

Bilek gücünüze güvenip bir insana saldırmak sonra da "dövdüm", bak hakkından geldim diye biraz ağır olacak ama şerefsizce bir bakış açısına sahip olan kimse kazandım sansa da kaybediyor. Hani birisi size saldırır da mecbur kalır kendinizi korursunuz. Ama trafikte eline demir çubuk alıp, çevresine güverenerek basit meselelerden başkalarına zulmedenler büyük günah işlemektedirler. Elinizden geldikçe işi diyalogla halledin. Halledemiyosanız hukuk halletsin. Onlar halletmiyorsa Allah'a ısrmarlayın çünkü kulun adaleti şaşsa bile onun adaletinde küçük bir oynama dahi olmaz.

 

6 Haziran 2015 Cumartesi

Çoklukla ve servetle övünmek

Sayıca fazla olmak, etrafınızda sizin gibi düşünen kişilerin çok olması, başka gurup ve kişilere karşı güçlü gözükmenizi sağlasa  bile sizi onlardan üstün kılıyor mu? Tüm bunlar doğru yolda olduğunuzun göstergesi midir? Dinler tarihine bakarsanız Mekke Müşriklerinin sayısı da Müslümanlardan fazla idi. Ad ve Semud kavimleri varlık içerisinde yüzüyordu. Güvendikleri kalabalıkları, liderleri ve servetleri vardı.  Sahip oldukları imkanlarla övünüp şımardılar. Diğer kimseleri küçük görüp onlara zulmediyorlardı. Peygamberlere inanmayıp sonunda helak oldular. Hala günümüzde askeri gücüne güvenerek, başka topluluklara zulmeden, kendi ırklarını üstün gören zalim kimseler var. Allah'ın en büyük laneti zalimleredir. Peygamberimiz  hadisinde "bir insanı öldürmek bütün insanları öldürmek gibidir" diyor. Haksız yere insan öldürmenin en büyük günahlardan biri olduğunu söylüyor.



Demek ki üçüncü kişilerin haklarını gasp eden, bunun için örgütlenenler, hangi kılığa girerlerse girsinler, kalabalıkları, meclisleri, askeri güçleri, servetleri onları güçlü kılmayacaktır. Onların doğru olduklarını göstermeyecektir.

"Sonra Allah, resulünün üzerine de müminlerin üzerine de sükûnetini indirmiş, ayrıca sizin görmediğiniz orduları göndermiş de küfre sapanlara azap etmişti. Kâfirlerin cezası işte budur."

Tevbe 26


Ayette görüldüğü gibi sayıca az olan müminlerin Allah'ın yardımıyla galip geldiği görülüyor. İslam dinin affetmediği iki büyük günah "İNSAN HAKKI VE ZULÜMDÜR".

Aklını işletmeyen, başkalarına zulmedenler hangi güce sahip olursalar olsunlar Allah'tan güçlü değildirler. Silahları ve kalabalıkları kendilerini mazlumların beddularından kurtarmaz.

Bakara Suresi 153. Ayette "Allah sabredenlerle beraberdir" diyor. Allah kimle beraberse güçlü olan odur. Hariciler görünüşte çok ibadet eden müslüman gözüken bir topluluktu. Gerçek müslümanlara düşmanlık yapmışlar. Hz Ali'yi sırtından hançerleyip şehit etmişlerdir. Yine oğlu Hz Hüseyin Emeviler tarafından Kerbela'da şehit edilmiştir. Onlar da kendilerini müslüman addeen bir topluluktu. Ama servet, makam ve saltanat sevdasıyla islamın getirdiği sosyal adaletten rahatsız idiler. Kabilecilikleri ve itibarları zarar görür diye düşünüyorlardı. Çünkü islam şımarıklığı, köleliği, başkalarını ezmeyi reddedidiyordu. Bakın hala Orta Doğu'daki zulme. Bunların hiçbiri islama mal edilemez. İslam dini asla zulme rıza göstermez. Yani cübbe giymek, sakal bırakmak, çok ibadet yapmak kişinin itikadının doğruluğunu göstermez.

Kafa sayısının fazla olması, çok taraftarınızın olması sizin nitelikli bir çoğunluk olduğunuzun kanıtı değildir. Müslüman coğrafyaların nitelikleri:

1- İlimden ve medeniyetten geri olmamak

2- Zulmetmemek

3-Başka toplulukların imreneceği örnek yaşama sahip olmak

"Allah'tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!" (Ankebut 41)


Mal, mevki ve para hırsı