Ana içeriğe atla

Bilgi Kültür ve Eğitim Denklemi

  Türkiye’de eğitilmiş insana ihtiyaç var ve “eğitim şart” gibi artık klişeleşmiş ifadeleri kullanırken kastedilen nedir acaba? Diplomalı,tahsilini tamamlamış, bilgi sahibi insanlar mı, anlatılmak istenen? Mesela ne kadar kültürlü insan tabiri kullanırken ne kadar bilgili insan mı demek isteniyor? O halde söylenenlerden BİLGİ =KÜLTÜR =EĞİTİM denklemi her zaman kurulabiliyor mu?

Bunu anlamak için eğitim ile bilgi arasındaki farkı ortaya koymak gerekir. Öğrendiğimiz her türlü veri bilgidir bizim için,okulda öğretilen matematik, sosyal bilimler ve tümü. İnsanlar tüm bunları ezberleyebilirler ve optik okuyucuya işaretleyerek, sınav kağıdına yazarak, para kazanmak için, meslek ve diploma sahibi olabilirler. Öğrendiğimiz her şey, üzerinde düşünüp hayata yansıtılabildiğinde bizi eğitimli ve kültürlü insan yapar yoksa sadece papağanın bilinçli bilinçsiz bazı şeyleri ezberleyip tekrar etmesi gibi kafamıza yazmamız bizi sadece donanımlı kılar. O halde bilgi,eğitim,kültür birbirlerini tamamlasa da bu eşitlik kurulamadığı zaman söylenen eğitim olmayıp kuru bir bilgi haline geliyor.

Kişilerin hayata bakış açıları,dünya görüşü,oturması, kalkması,ürettikleri,insanlarla olan ilişkileri,ahlakı hepsi kültürü ifade eder. Öğrendiğiniz her şey size yeni ufuklar açmıyorsa,olgunlaştıramıyorsa bu sizi kültürlü bir insan yapmaz. Elinize her hangi bir aleti alıp onu kullanmasını bilmemek gibi.

Bu yüzden eğitimli insanlar yetişsin derken sadece yüzeysel öğretim ve diplomalı kişiler kastedilmemeli. Eğitim, öğretimle birlikte bu kavramların insanlara empoze edilmesi yani bir tür terapiyi ifade eder. Bunu sağlamanın yolu da lider vasıflı, insanlara rol model olabilecek öğretilen kavramları onlara aşılayacak ve sevdirecek insanlar tarafından yapılmalı. Karşınızda insan özel hayatıyla davranışlarıyla çok iyi bir rol model olmayıp sadece bazı şeyleri yazıp ezberletiyorsa ismi öğretmende olsa bir eğitici olamaz. Çünkü kendini eğitememiş insanların başkalarını eğitmesi imkansızdır. Eğitim sevdirerek aşılayarak olur. Sınıf geçmek için ezberletilerek ve kafasına vurarak olmaz. Bundan dolayı okul zincirin son halkası olup anne-baba,çevre en önemli eğitimcidir insan için.

Hepimiz hayatta, belli bir makama-mevkiiye gelmiş fakat yukarıdaki saydığım vasıflara ulaşamamış insanlar görmüşüzdür. İnsan ilişkilerinden anlamayan,ahlaki ve etik değerlerden yoksun,söyledikleri ve yaptıkları birbiriyle çelişen vb. vasıfta kişiler. Hele de bunlar yöneticilik vasfına soyunmuş kişilerse “işletme sahipleri,patronlar,müdürler vb”. Yönetici olabilirsiniz fakat iyi bir lider olamazsınız. İngilizce “lead” kelimesi taşımak,yol göstermek anlamına gelir. Eğitimsiz ve kültürsüz insanlar tarafından yapılacak yöneticilik, tam bir yönetim faaliyeti olmaz. Bazen diktatörlüğe ve zorbalığa dönüşür. Çünkü karşınızdaki insan sadece çıkara ve bürokrasiye odaklanmıştır.

“İnsanlar birbirlerine karşı hoşgörülü olsunlar” derken gerekli hoşgörü ortamını yarattığınızda karşınızdakine doğru mesajı verip,bunu ona benimsetmiş olursunuz

Gerçekten eğitim şarttır,eğitimli insanlar ülkeleri kalkındırır ve ileriye götürür. Bu yüzden hayatta,okulda,toplumda iyi bir eğitici olmalı herkes için.

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Toplumun yanlış değer yargıları

İnsanların günlük hayatta sergiledikleri birtakım davranış biçimleri ve modeller vardır. Bazı olaylar karşısında nasıl davranılması gerektiğini belirleyen yerleşmiş ilkelerdir. Tüm bunlar insanlarda, çocukluk devrelerinde, aile ortamında ve yaşadığı çevreden aldıkları izlenimlerle oluşur. Bunlar zamanla aile ortamından, kişilerden ve olaylardan etkilenerek (anne, baba, arkadaş veya bir film kahramanı olabilir) veya empoze edilerek zaman içerisinde oluşur. Kişiler böylelikle kendilerine bir rol-model seçerek kişiliklerini ve genel davranış biçimlerini oluştururlar. Aile içersinde ilişkiler şiddete ve baskıya dayanıyorsa, en güçlü olan en çok otoriteye sahiptir gibi bir izlenim oluşacaktır. Bir başka ortamda,sorunlar ve problemler politik yöntemlerle, hile, şantaj ve saman altında su yürütme gibi yöntemlerle çözülüyorsa bu durumda da kişi kendini ispatlama ve kanıtlama yönteminin sıkça yalan söylemek ,iki yüzlülük ve içten pazarlılıkla olacağına inanacaktır. Birinci örnekten bahsedelim. ...