Ana içeriğe atla

Yaşamla ilgili değişmez kurallar ve gerçekler

Yerçekimi nasıl bir doğa kanunu ise, tabiatın kanunlarını belirleyen ilahi güç yaşamımıza aynı şekilde müdahale ediyor. Farkında olalım ya da olmayalım bilmemiz gereken bazı kurallar:

-Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz. Yaptığınız her fiil size geri döner. Kısascası eden ettiğini bulur(olumlu ya olumusuz anlamda).

-Kötülük eden aslında kötülüğü kendine eder. İyilik için de durum aynıdır.

- İnsanlara sistematik ve devamlı kötülük (fasıklar, iflah olmazlar) yapanlar , hem dünya hem ahiret hayatında sistematik kalıcı azaba uğrayacaklardır. Çünkü ruhu şeytanlaşmış bu kimseler günah işlemekten, zulm etmekten sıkılmamakta, utanmamakta ve Allah'tan korkmamaktadırlar. Nefis emmareleri ve egoları köütlüklerini kendilerine hoş gösterir. Başkalarının acı çekmesinden zevk alırlar. Fakat gerçek kötülüğü kendilerine yaptıklarını bilmezler.

-Gülerek günah işleyenler ağlayarak cenehenneme girer. Hadisi şerif

- Merhamet etmeyene, merhamet edilmez. Hadisi şerif

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Toplumun yanlış değer yargıları

İnsanların günlük hayatta sergiledikleri birtakım davranış biçimleri ve modeller vardır. Bazı olaylar karşısında nasıl davranılması gerektiğini belirleyen yerleşmiş ilkelerdir. Tüm bunlar insanlarda, çocukluk devrelerinde, aile ortamında ve yaşadığı çevreden aldıkları izlenimlerle oluşur. Bunlar zamanla aile ortamından, kişilerden ve olaylardan etkilenerek (anne, baba, arkadaş veya bir film kahramanı olabilir) veya empoze edilerek zaman içerisinde oluşur. Kişiler böylelikle kendilerine bir rol-model seçerek kişiliklerini ve genel davranış biçimlerini oluştururlar. Aile içersinde ilişkiler şiddete ve baskıya dayanıyorsa, en güçlü olan en çok otoriteye sahiptir gibi bir izlenim oluşacaktır. Bir başka ortamda,sorunlar ve problemler politik yöntemlerle, hile, şantaj ve saman altında su yürütme gibi yöntemlerle çözülüyorsa bu durumda da kişi kendini ispatlama ve kanıtlama yönteminin sıkça yalan söylemek ,iki yüzlülük ve içten pazarlılıkla olacağına inanacaktır. Birinci örnekten bahsedelim. ...

Liyakat olmazsa huzur olmaz

Toplumsal huzurun sağlanmasının olmazsa olmaz kuralı işlerin ehline verilmesi ve adaletin kusursuz işlemesidir. Liyakat kavramı, sahip olunan görev ve sorumluluğu hak edecek yeterlilikte ve nitelikte olmayı ifade etmektedir.   Belirttiğimiz iki kural işlemediğinde huzursuzluk ve çürüme başlar. Önemli görevlere getirilen kimselerin liyakat sahibi olması hayati önem taşır. Ahlak yozlaşması baş gösterdiğinde ve adalet tam işlemediğinde, iltimas(torpilcilik), hazırdan kazanma, başka bir tabirle kıyakcılıkla yandaşçılık başlar. Böyle bir ortamda huzursuzluk, yolsuzluk baş gösterir. Terör olayları artar, ülke ileri değil geriye gitmeye başlar. Kurum ve kuruluşlar işlerini sağlıklı yapamazlar, toplumun adalete ve kurumlara olan güveni azalır. Adaletin ve liyakatın olmadığı bir ortamda hangi sisitemi uygularsanız uygulayın bataklığın üzerine ev yapmış gibi olursunuz. Zamanla rutubetten ve nemden duvarlar çürümeye başlar. Ne yaparsanız yapın temel bozuk olduğundan sistem işlemez hale gelir....

Burnu sürtülecek olan toplumlar

 Toplumsal çürümenin ayak sesleri Toplumlar zamanla yozlaşmanın etkisiyle yaşam kalitesini yitirebilir ve huzursuz bir yapıya sahip olabilir. Her toplumun adalete ve huzura ihtiyacı vardır. Bir toplumdaki insanların eğitim düzeyi, seçimleri ve yaşam biçimleri, kaderlerini ve geleceklerini tayin etmelerini sağlar. Eğitimsiz ve kötü ahlak seviyesine sahip insanların çoğunlukta olduğu bir ülkede adalet ve liyakat zamanla ortadan kalkar.  Bir ülkeyi insan bedenine benzetirsek o bedeni oluşturan hücreler yani insanlar sağlıksız olursa o hücrelerin oluşturduğu dokular ve organların sağlıklı olması imkansızdır. Kendi çıkarlarını toplumun çıkarlarından üstün gören menfaat odaklı bir insan modelinde liyakat sahibi insanların toplumu yönetmesi ve yönlendirmesi imkansız hale gelir. Zamanla ahlaki değerlerini yitiren böyle bir toplumda çürüme meydana gelir. O toplumda yaşayan insanlar adalete güven duymamaya başlar gitgide yaşam kaliteleri bozulmaya başlar. Her geçen gün ekonomik ve sosya...