Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Liyakat olmazsa huzur olmaz

Toplumsal huzurun sağlanmasının olmazsa olmaz kuralı işlerin ehline verilmesi ve adaletin kusursuz işlemesidir. Liyakat kavramı, sahip olunan görev ve sorumluluğu hak edecek yeterlilikte ve nitelikte olmayı ifade etmektedir.   Belirttiğimiz iki kural işlemediğinde huzursuzluk ve çürüme başlar. Önemli görevlere getirilen kimselerin liyakat sahibi olması hayati önem taşır. Ahlak yozlaşması baş gösterdiğinde ve adalet tam işlemediğinde, iltimas(torpilcilik), hazırdan kazanma, başka bir tabirle kıyakcılıkla yandaşçılık başlar. Böyle bir ortamda huzursuzluk, yolsuzluk baş gösterir. Terör olayları artar, ülke ileri değil geriye gitmeye başlar. Kurum ve kuruluşlar işlerini sağlıklı yapamazlar, toplumun adalete ve kurumlara olan güveni azalır. Adaletin ve liyakatın olmadığı bir ortamda hangi sisitemi uygularsanız uygulayın bataklığın üzerine ev yapmış gibi olursunuz. Zamanla rutubetten ve nemden duvarlar çürümeye başlar. Ne yaparsanız yapın temel bozuk olduğundan sistem işlemez hale gelir....

Toplumun yanlış değer yargıları

İnsanların günlük hayatta sergiledikleri birtakım davranış biçimleri ve modeller vardır. Bazı olaylar karşısında nasıl davranılması gerektiğini belirleyen yerleşmiş ilkelerdir. Tüm bunlar insanlarda, çocukluk devrelerinde, aile ortamında ve yaşadığı çevreden aldıkları izlenimlerle oluşur. Bunlar zamanla aile ortamından, kişilerden ve olaylardan etkilenerek (anne, baba, arkadaş veya bir film kahramanı olabilir) veya empoze edilerek zaman içerisinde oluşur. Kişiler böylelikle kendilerine bir rol-model seçerek kişiliklerini ve genel davranış biçimlerini oluştururlar. Aile içersinde ilişkiler şiddete ve baskıya dayanıyorsa, en güçlü olan en çok otoriteye sahiptir gibi bir izlenim oluşacaktır. Bir başka ortamda,sorunlar ve problemler politik yöntemlerle, hile, şantaj ve saman altında su yürütme gibi yöntemlerle çözülüyorsa bu durumda da kişi kendini ispatlama ve kanıtlama yönteminin sıkça yalan söylemek ,iki yüzlülük ve içten pazarlılıkla olacağına inanacaktır. Birinci örnekten bahsedelim. ...

Geçmişte edinilen tecrübeler ve genetik yatkınlık

  Doğduğunuzdan şu ana kadar geçen sürede sizi etkileyen olaylar ve tecrübeler, yetiştirilme tarzınız şu anki duygu ve düşüncelerinizde ve olaylara verdiğiniz tepkilerde önemli rol oynar. Ebeveyninizin dünyayı aşın derecede korkunç göstermesi,her şeye karşı evhamlı ve güvensiz yaklaşması ve gereksiz koruyucu tutumları bugünde sizin insanlara ve olaylara karşı karamsar ve evhamlı olmanıza neden olur. Depresyon ve panik atak yaşayan kimselerin, içine kapanık, güvensiz ve karamsar kimseler olma ihtimali yüksektir. Sorunlarını paylaşmaktan korkarlar. Genelde mükemmeliyetçi kişilik yapısına sahip kimseler, olumsuzluklara tahammül edemezler. Bitirilmesi ve yapılması gereken işlerde yaşanan aksilikleri normal karşılamayabilirler. İçimize attığımız ve yüzleşmekten korktuğumuz sorunlar zamanla iç dünyamızda çatışmalara ve kaygılara neden olurlar. Bugünkü hissettiğimiz korkularımız ve fobilerimizin oluşmasında, geçmişte yaşadığımız ve bizde iz bırakan hadiselerin önemi  büyüktür. Örneğin küçükke...

Saygı ve Empati Geliştirmek

Empati kurmak en basit tanımıyla, başkalarını kendi yerine koymak, onların duygularını ve yaşadıklarını hissetmeye çalışmaktır. Birçoğumuza göre saygı duymak hep başkasından beklenen başkasına duyulmayan eylemdir. Kendimizi sürekli dünyanın merkezinde gördüğümüz için ilk saygı duyulması gereken insanlar biz olmamız gerektiğini düşünürüz. Yaptıklarımız her zaman doğrudur. Lakin durum her zaman öyle değildir. Bana saygı duy derken, bunu beklediğimiz insanlara bizler ne kadar saygı duyuyoruz diye düşünmeyiz. Her ne kadar yaptığımız eylem bize göre doğru olsa da yanıldığımız noktalar olması mümkündür. Tam olarak sentez ve analiz yeteneğimiz gelişmemişse, durumu istediğimiz gibi yorumlar ve çarpıtırız. "Büyüklere saygı, küçüklere sevgi" gibi klişeleşmiş cümleleri sık sık duyarız. Hiç düşündünüz mü büyüğe saygı da neden küçüğe değil diye? Veya neden büyüğe sevgi duyulmaz. En azında küçükler de büyükler kadar saygıyı hak ederler. Büyükler de sevgiyi. Hepimizin başkaları kadar buna h...

Eğitimli İnsan Kimdir?

Eğitim, nitelikli bireyler yetiştirmenin olmazsa olmaz şartıdır. Kalkınmanın, insan olmanın, hayata dair her güzel amacın gerçekleşmesini sağlayan ön koşuldur. Öğretim ise eğitim faaliyetinin sadece formal aşamasını yansıtır. Diploma, kişilerin bilgi seviyesini gösterirken, davranış ve eserleri eğitim düzeyinin göstergesidir. Bir insana dürüst ve güzel ahlak sahibi olması gerektiğini öğrebilirsiniz.  Örneğin “Türküm, doğruyum çalışkanım.” Buraya kadar tamam. İşte bu öğretimdir. Fakat dürüst ve erdemli bir insan olmasını sağlayıp, hayatının bir parçası haline getirmesini sağlarsanız eğitimci olursunuz. Bundan dolayı her öğretmen eğitimci sayılmaz. Eğitim ancak eğitimli kimseler tarafından yapılır. Bir öğretmen, öğrettiklerini kendisi özel hayatında uygulamıyor, asık suratla güleryüzlülüğü öğretmeye çalışıyorsa karşısındaki eğitemez, yol gösteremez, dersleri ona sevdiremez. Çoğu zaman suç öğrencinin üzerine kalır. Çok okul olmasına rağmen çok cahil olması belki de bu yüzdendir. Bilgi ins...

Bilgiye erişim ve özgür internet

Bilgi toplumu olmak ve bilmek öğrenmek herkesin hakkıdır. Tüm dünya kendini bilişime adapte etmekte ve bilgiye erişimi desteklemektedir. Internet kullanımı bazı suiistimalleri beraberinde getirse de çok basit sebeplerden dolayı kurullar oluşturup milyonlarca faydalı bilgiyi filtrelemenin, bir bloğu, domaini tamamen kapatmanın adı zararlı içerikle savaş değil sansürcülüktür. Benzer uygulamalar sadece zorba ve az gelişmiş, demokrasi kültürünün yaygınlaşmadığı ülkelerde uygulanır. Engellenen siteler arasında, dosya paylaşım siteleri,video siteleri gibi siteler mevcut. Sürekli anlattıkları pornografik sitelerle,insan nasıl öldürülür diye anlatılan (daha hiç rastlamadım) sitelerle ne ilgisi olabilir? Milyonlarca kişinin kullandığı bloğun birkaç tane zararlı içerik yüzünden tamamen kapatılması daha çağdaş ve özgür ülke sloganları arasında, bu nasıl özgürlük dedirtecek ilkel yöntemlerdir. Baskı ve engellemeye kat edilebilecek herhangi bir mesafe olamaz. Sadece engellenen içerik daha değerli h...

Toplumsal çürüme ve kıyamet alametleri

   1-İşlerin ehil olmayanlara verilmesi Sırf örgütlenme kadrolaşma adına, devlet yönetimde ve diğer iş pozisyonlara ehil olmayan kişilerin getirilmesidir. Hak eden değil de yandaş ve iltimas sahipleri makam sahibi olurlar. Devletin yönetimine halkın en şerlileri ve fitneci başları seçilir. İşler torpille(iltimasla) yürümeye başlar. Adam kayırma, ahlaksızlık ve hazırdan kazanma had safhaya ulaşır.     2- Ulemanın Susturulması Ahmakların Konuşturulması Halkın ileri gelenlerine, eli kalem tutan bilim adamlarına ve doğru söyleyenlerine karşı muhalefet ve itibarsızlaştırma projeleri yürütülür. Aydınların yaptığı uyarılar, şer sisteminin, menfaat düzenin bozulmasına sebep olacağından dolayı onlara sürekli karşı duruş sergilenir. Her türlü felaketin altında cehalet vardır. Bilirkişiler halkı uyararak onların uyanmasını ve gerçekleri görmesini sağlarlar. Şerciler halkın cehaletini, gafletini, ahlaksızlığını, menfaatçiliğini kullanırlar. Nerede yalaka, özel tutulmuş, alanında...